yaklaş

bırak aksın zaman ve ben her saniye biraz daha bal olayım.
galiba sadece ben eğlendim hkgdfjkhkljlghkgh

galiba sadece ben eğlendim hkgdfjkhkljlghkgh

böyle kemikleri belli olan parmaklar var ya ama böyle çok zayıf değil. neyse işte çok seksiler dicektim :(

abi. tm.

kahve yapamıyorum ben zaten. çay severim hem. yapabildiğimden değil. annem çok güzel yapar. annem her şeyi çok güzel yapıyor. bir gün gel sana çay yapsın annem. ben de kurabiye yaparım, balkonda oturur güneşin altında hem yer hem muhabbet ederiz.

o kadar çok şey oldu ki son zamanlarda. hiçbirini bilmiyorsun sen. bir ara gel de anlatayım sana. uzun uzun, usul usul.. çok şey yaşadık. çok zaman geçti. saatlerce güldük biz. sen yokken de güldük, seni düşünürken de. tamam bir tek ben düşündüm seni. ama ne fark eder ki..
bir balkonum oldu benim. soğuk günlerde bile şortumu çıkarmadım. uzun çoraplarım vardı hep. gri.
sen yokken hiç duymadığımız şarkılar çaldı. hepsi güzeldi. hepsinde seni hatırladım ben. tamam, hiç adın geçmedi hikayelerimizde. ama ben seni sıkıştırdım defterimin bir köşesine. kendi hayatımı döşerken o deftere mutlu edecek binlerce anı arasında en göze batanı sen oldun hep.

sen yokken onlarca film izledik, yüzlerce yere gittik. binlerce insan gördük, yüzlerce hayvan sevdik, yaklaşık yirmi kez kaybolduk. sen yokken kendi denizlerimizde yüzdük hep. tamam kimsenin denizinde yoktun sen ve kendi denizin de yoktu. ama benim denizimde bir balıktın. en mavilisinden. en sevdiğimden. en çok ben gördüm seni sen yokken. bir ara gel çok özledim sana anlatmak için heyecanlanmayı.

birçok farklı renkte kağıda birçok farklı renkte merhaba yazdım. birlikte onları uçak yapıp yüksek bir binadan kente yollayacağız. seni bekliyorum bunun için. böyle şeyleri sevdiğini bilirim.

sen yokken herkes başka bir yerdeydi ama hep bir aradaydık. belki kimse yokluğunu fark etmedi daha önce hiç olmadığın için. ama ben çok aradım seni, olacağını bildiğim için.

çok kez deniz gördük. havuzları sevmem. deniz gördük hep. kum gördük, güneş gördük. balıklar gördüm.

annem çay getirdi bize biz çay içtik. çok çay içtik. çok güzel şey çay. çok ç var bu cümlede.

yeni şeyler yaptık. güneşle şakalaştık hep. dans ettik, şarkı söyledik. yastığımın altına sıkıştırılmış bir sen vardın hep. her akşam sen geldin aklıma erkenden odama çekildiğim oldu. yavaşça kaldırıp yastığı gizlice izlediğim oldu. ben oldum, sen oldun. gerisi yok zaten. hiç gelmedin sen. sonra ben gidecek oldum. annem bir çay daha getirdi uyuma erken, çok erken dedi. kakıp balkona gittiğim oldu, dışarı çıktığım oldu.

oyunlar oynadık. şehir şehir gezip birçok farklı insan tanıdık. hepsinin arasında belki seni görürüm diye meraklıca bakındım etrafıma ama yok olmuşsun sanki sen. ben hep peşimden geldim. sen hep peşinden yok oldun.

sen yokken biz çok eğlendik. çok yemek yedik. ben kurabiyeler yaptım hep. una bulandım ben oldum kurabiye. mutfak önlüklerimiz oldu, yeni kaşıklarımız oldu. biz koştuk ve peşimizden başkaları geldi.

şimdi sana okutsam bunu çok yanlış anlayacaksın. hiç anlamayacaksın hatta. şehir tiyatrolarımda başrol değilsin ama sahnesin belkide.

biz ateşin başında şarkı söylemezdik. koşardık sahil boyunca. şişelere mektuplar yazar yollardık denize. denizle. kim bilir? okurdu belki biri bir gün.

sen şimdi bunu okumayacaksın ya. bu yüzden yoksun zaten. olmaman çok güzel. hiç gelme. ben hep düşüncelerimde koşayım seninle.yalnız koşmak her zaman daha iyi. çünkü kimi istersen onu görüyorsun o anda. koşarken insan unutuyor her şeyi. ne isterse oluyor. kimi isterse o çıkıyor karşısına. denedin mi hiç? .. deneme de zaten. beni görmek istemeyeceksin ki hiç?

çok iyi bak kendine. çünkü görmeyeceğimi biliyorum parmaklarını.

haklıydın.. şarkılar hüzünlü şeyler.

kentinruhu asked: sus

seni takan mı var?

kentinruhu asked: 'Dinle!' dedi.

elbette.
kitap böyle başlıyor galiba. 

kentinruhu asked: 'anılar..' nedir yaaaaaa gerizekalı

ne biliyim anıydı sonuçta.

kentinruhu asked: salak.

anılar..
çok sevdiğimi söylemiş miydim? 

karnıbaharsız karnıbahar diyeti kadar anlamsız aslında her şey. mutsuzluklarımızı bir kamyona yükleyip dönmemek üzere bilinmeyen bir yere göndermektense onları bavullarımızın küçük ceplerinden birine sıkıştırıyoruz.

bir bisiklet ile unutabilecekken her şeyi biz onları yutup hazmedememeyi seçiyoruz.

hala akıllanamamış olmam, defterde kendime yorum yapmam kadar acıklı. ama güldürüyor işte. öyle hoş ki görmediğin birine değer vermek. öyle tatlı bir sarhoşluğu var ki..

yarım olandan çalıp çeyreği tamamlama çabalarım sadece umursanmamamı sağlıyor. farkında olarak yapıyorum her şeyi. neden yapıyorum o da belli değil zaten.

bulutlara bakmaya çalışırken düşüyordum neredeyse. dut yedim, ıslandım, yürüdüm, koştum ve dinledim.

gülümsedim dememe gerek var mı?

‘BU AKŞAM ÖLÜRÜÜM BENİ KİMSE TUTAMAAAÇ’taki tutamaç :))))))))))))))

‘BU AKŞAM ÖLÜRÜÜM BENİ KİMSE TUTAMAAAÇ’taki tutamaç :))))))))))))))

(via islakbirkelebek)

artık burada kimse takmıyor beni. yazdıklarımın okunmayacağını bildiğim için kağıt üzerinde bırakıyorum hepsini.

yakında kapatır giderim belki.
eskiden güzeldi buralar.